11 Mart 2010, 18:41:53 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
 
anasayfa Yardım Hoşgeldin Bize Katıl
Sayfa: [1] 2 3 ... 9
  Yazdır  
Gönderen Konu: Aşk ve Sevgi Hikayeleri  (Okunma Sayısı 2393 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
$t@rKing
Admin
Üs Komutanı
*****

Teşekkür: 130
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 16165


Paylaşmak Hayattır

web.ussu@hotmail.com
WWW
« : 30 Aralık 2007, 14:40:37 »

Aşk ve Sevgi hikayeleri burada toplanacak.  :O))
Arkadaşlar Lütfen sadece hikayeleri buraya yazalım. Şiir yazacaksanız şiir bölümümüzü kullanalım.
« Son Düzenleme: 30 Aralık 2007, 14:44:42 Gönderen: starking » Logged

PAYLAŞMAKHAYATTIR
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #1 : 14 Ocak 2008, 20:31:50 »

Yine Ağlıyorsun..., Saniyorum bu gözyaslari bir gidisin.....

Saniyorum bu gözyaslari bir gidisin ertesinde yasanankiyle ayni ..

Susuyorsun!Birkaç damla gözyasiyla;biraz hüzün ve bir tutam ayrilik var
gözlerinde.
Bende susuyorum!Bildigim onca seye ragmen ve seni ölesiye sevmenin acisini
içimde hissederek ve gözlerimden akacak gözyaslarimin beni yakmasindan
korkarak susuyorum..
Aslinda yalan;sususum yanmaktan degil;seni kaybetmekten korktugumdan..

Ama sen hala agliyorsun....
Saniyorum bu gözyaslari bir gidisin ertesinde yasanankiyle ayni ..
Bogazindaki bu dügüm dönüsü olmayan bi gidisin habercisimi yoksa?...
Bu tabloyu hatirliyorum..Sairlerin en nefret ettikleri tablo.
Sevenlerin en olmaz dedikleri;en korktuklari anlari bu tablo...

Ve bende susuyorum seninle birlikte...Susup delicesine agliyor
yüregim.Sensizlige adim adim
girerken ben tükeniyorum;sen gözyaslarini yüregime akitirken sessiz bir
çiglik olup meydan okuyorum
geceye...

Artik küllerimden yaratiyorum tekrar kendimi..Bu hain gecenin bugünkü
siyahligini simdi daha iyi anliyorum.Biliyorum bu gidis zor olacak;çünkü bir
'GITME' nin üzerine yapilan bir yolculuk olacak bu..Belki gidilen yollar
tekrar hatirlanmamak üzere unutulacak..Belki bütün isimler,bütün anilar
hafizalardan silinecek;fotograflar eski;fotograflar siyah,kimbilir belki
albümlerde dahi yer bulamayacak....

Ama bu geceler..bu geceler hep böyle siyah hep böyle senle dolu,hep böyle
özleminle an gibi aklimda olacak..Biliyorum bu gidisin zor olacak..yüregime
bir tas oturur belki ama gözlerim;gözlerim sensiz hep öyle
bilinmezliklerde,hep böyle gecede asili seni severek kalacak...

Bana yine susup bi köseden bakmak düstü..Gelen giden;bakan bakmayan;gören
görmeyen herkes gözlerimden geçerken aradigim bir gidisin ardindan bana
kalan bir avuç gözyasi olacak...Simdi bu sensizligin arifesinde neler
olacaginin korkusundayim..Hani gitme diyerek baslayip sonu kimbilir
nerelerde biten bi sensizligin........
Logged

Ẵµмєŧ   ™©
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #2 : 14 Ocak 2008, 20:34:56 »

Çabuk olsun, çabuk başlasın isterim ne başlayacaksa. Sabırsız, fütursuzum… Çok önemsemem ne düşündüğünü ilk anda... Bu benim ve bu benim düşüncem… Sonrası zaten zevk-ü sefa derler ya…. Seç seç al, ne istersen gönül bahçemden… Kasmanın, kastırmanın, kasılmanın ne faydası var? Birden olmalı her şey... Aniden… Hızla, yıldırım hızıyla... İşi de gücü de, gülmesi de ağlaması da…. Beklemenin, bekletmenin ne faydası ve yaşamın? Ertelemeden… Hemen, hemen, hemen… Yarın belki geç olabilir her şey için... Gidebilirim, sen gidebilirsin, yağmur yağabilir, kar yağabilir, hava soğuyabilir, hazan olabilir. Hasta olabilirim, başkası olabilir... Şimdi, hemen şimdi… Ne olacaksa... Olmadı mı? Olmasın ne yapalım. Olmadı der geçer gideriz... Tarih uygun yeri buldurur her insana...

Hüznüme, sevincime, çoşkuma ayak uydurabilecek misin? Deli misin sen? Biraz deli olman lazım beni anlaman için…. Ne akıllılar gördük deliden beter, ne deliler vardır, her şeye aklı yeter. Yaparım ben hep bunu... Bazen deli gibi bakarım uzaklara. Dalgalara, seslere kulak veririm. Delicesine kaptırırım kendimi, kemanın sesine, telin tınısına, sanatçının söylemesine…. Aklım firar eder, dağlara kaçarım. Yalnızlığıma kaçarım belki. Var mı delilik sende de biraz, benim gibi delicesine dökülmek için yollara?

Hep acıkırım, açlık, doyumsuzluk perişan eder … Hep özlemi vardır ama her şeyin ayırmam ki…. Şimdi konu sensin... Ekmek gibi acıksam, su gibi,susasam sana... Yesem doymasam seni, ya da verdiklerini, kıymetlerini... Sen de alsan biraz benden, istersen tabii... Açsan bana, işte olmazsa olmazı bu... Pencere de bu kapı da... Girebiliyorsan birlikte buyur, bakabiliyorsan bak…Birlikte.. Dolandırmanın bir anlamı yok bu lafları, benimle ölme, benim için ölme, yaşa, yaşamak iste.. İste ki mutlu edeyim, mutlu olayım... Anla, dinle sev sev sev…Çok sev... Bulunmaz hint kumaşıymışız diye düşün, kırk yılda bir gelen, bir yıldız , bir misafir... Kaşık gibi uyumayı iste benden, terini silmeyi, önünde diz çökmeyi... Sevgin, sevgim için, ama gerçekten iste laf olsun diye değil...

O kadar da basite indirme hiçbir şeyi, uzun soluklu bak... 50’sinde dünya seyahatini, 60’ında sahneye çıkmayı, 70’de zeytin dikmeyi, 80’de keman çalmayı, 90’ ında çocuk yapmayı düşün... Yaparsın yapamazsın başka… Gerçekten iste bunları... Delice mi geldi? Yapma lütfen... Ya plansız yakalanırsam 60’ ında boşluk da hissedersem kendimi? Ya yetmişin de otur şu köşeye diyenler olursa bana? Ama ben bu değilim ki…. Bilmem lazım önceden yapacaklarımı…En incesinden...

Sanma ki çok da planlıyım, o kadar değil... Ama ana hatlarıyla bilmem lazım her şeyi... Yapacaklarımı, istediklerimi... Belki yapamam, yarım kalır, ulaşamam, en azından düşünüyorum ya... O da yeter… Kendimi mutlu hissederim böyle… Ha bir de plansız yaşarım... Çaya giderken çorba içmek gelir mi senin aklına? Benim gelir çok da severim…Birden gelişeni, iyiye değişeni, deniz derken dağa çıkmayı, yakına derken uzağa gitmeyi, birden karar değiştirmeyi... ama en doğru kararı vereceğimi bilirim hep... Zordur ayak uydurmak bana hem de ne zor.. Alışabilir misin bunlara, pervasızca? Sorumluluktan kaçmadan sorun çıkarmadan ama…

Sevmem de ağırdır, kızmamda benim. Ölürüm uğruna, gözüm hiçbir şey görmez sevdim mi yandım mı tutuldum mu... Ölürüm ölürüm... Gecem, gündüzüm, sazım sesim meleğim, bebeğim olur benim sevdiğim... Eşim, yoldaşım olur, neyim varsa, neysem onundur... Yaparım her şeyi biz için... Ama biz için, biz olabilmek, biz diyebilmek için... Paylaşmak ,üretmek birlikte zevkleri, keyifleri, üzüntüleri... Küstürmeden götürmek geleceğe, üzmeden, düşürmeden, örselemeden sevdayı... Sevdalı yanarak, yaşayarak, bakarak, severek, hissederek.. Kesintisiz aşk benimkisi; çabuk biten değil…

Hüzünlerim de vardır benim; ağlayana, koşana, düşene, ayrılana, ağrıyana, acı çekene, hastaya, sağlama, sakata... Müziğe, resime, denize, dağlara, taşlara... Kaşlara, gözlere... Kaçmalara, koşmalara, durmalara... İçindeyimdir hayatın... Çalan müzik de kavalım, dertli türküyüm, oynak havayım, efeyim, Köroğlu, Karacoğlan misali...

Kırk yılda bir gelenim ben... Her zaman gelmem... Gelemem... Gelmek istesem de bir dahası yok bunun... Kırk yılda bir böyle olurum... Kolayı da istemem öyle, rast gele, el yordamıyla değil, göre göre, diye diye, tuta tuta... Göğüslerim, ararım, severim ne seversem, ne yaparsam, ne istersem, ben gibi...Benim gibi…

Uzağı, yakını, bugünü, yarını, her şeyi... Müziği, resmi, yemeği çayı … Ve seni...
Evet evet evet seni...
Hemen istiyorum...
Geleceksen bana benim gibi koşarak çoşarak; Sevginle, duygunla fırtınanla, gözyaşınla, isteklerin umutların, aşkınla...
Heyecanınla, şehvetinle, kadınlığınla…
Korktun mu?
Kork tabi!…
Beni sevmek yürek ister...
Bende olmak gönül ister...
Beni bulmak emek ister...
Yapabilecek misin ,verebilecek misin bunları?
Logged

Ẵµмєŧ   ™©
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #3 : 14 Ocak 2008, 20:35:46 »

AliŞtim Ayriliklara
Sen,hayatima Gİrmeden Önce Ben Vardim
Sen,hayatima GİrdİĞİnde İse Yİne Ben Vardim
Ancan Bİrbİrİnden Farkli İkİ Varlik
İkİ KİŞİlİk,İkİ Ruh,İkİ Beden Vardi
YokluĞunda Ben,gecelerİ Oturur;radyo Dİnlerdİm.
AŞiklarin Bİrbİrİne ArmaĞan EttİĞİ Şarkilari
Bende YalnizliĞima ArmaĞan Ederdİm
HerŞey AnlamsizlaŞirdi ÇoĞu Kez,
Ve ÇoĞu Zaman Anlamsizliklarla Kaybolur Gİderdİm.
YaŞamakmi Daha Çok Aci Verİyor Yoksa Ölmekmİ?bİlmİyorum,
Acimasiz Sorularla Kendİmİ İrdelerİm
VarliĞinda İse HerŞey BambaŞkaydi
Ben Bİr BaŞkaydimİ.
Gecelerİ Senİnle,beraber Veda Eder,
GÜnÜn İlk IŞiklarina Senİnle Merhaba Derdİm.
Ve Anlamli Gelİrdİ HerŞey.
Anlam KarmaŞalari Bİr Bİr Terkettİ Benİ,
Sende Var Olmayi,senİnle Bİrlİkte YaŞamayi
Ve HerŞeyİ Senİnle PaylaŞmayi Severdİm,
Senİ Her GeÇen GÜn Dahada Çok Severdİm,
Ancak Nerden Bİlebİlİrdİmkİ Masalin Sona EreceĞİnİ,
Nerden Bİlebİlİrdİm Habersİz Çekİp GİdeceĞİnİ.
DÜn Vardin Bende Vardim,
BugÜn Yoksun;bende Varmiyim Yokmuyum Bİlemİyorum
Dolmayacak Cİnsten BoŞluksun Şİmdİ
Ne Senİn Yerİnİ Doldurabİlecek Bİrİ Olacak
Nede Yenİden Çikip Gelsen'sen'dolduramazsin
Öyle Bİr BoŞlukkİ
BoŞver GÜlÜm
AliŞtim Ben YalnizliĞa Ve Ayriliklara...
Logged

Ẵµмєŧ   ™©
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #4 : 14 Ocak 2008, 20:36:52 »

Biliyorum, konusacak bir seyimiz kalmadi, paylasacak hiçbir seyimiz yok ortada. Yine de yüregimden, gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum, seninle konusuyorum. Bugün sana olan kirginligimi rafa kaldirdim, sevgimi aldim avuçlarimin arasina, ona siginiyorum. Cümlelerimi kisalttim, kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen evlat dudaklarimda. Bir ihtimal gelisine sigindigimi farkettiysem de, engel olmadim gurursuz ama umutlu ve sabirli hasretine. Anlik hayaller anlik mutluluklara gebe kaliyor..bugün gönlümü hos tutmak istiyorum...imkansiz olan her rüyaya inanasim geliyor. Bir çocuk gibi, isteklerimi bastiramiyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende oldugunu israrla yazmaya çalisiyorum. Bende olan seni hiç kirmadim, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasil oldugunu, gülüp gülmedigini, anlamsiz bir sikintiyla merak ediyorum. Içimdeki güzelligine inanip inanmamani artik umursamiyorum..!
Bulutlar yagmurunu toprakla öpüstürebilseydi bugün, bana o verdigin ama tutmadigin sözünü sahiplenerek, dans edebilirdim islakligima aldirmadan. Ki aslinda islanan sadece yüregim olurdu, bedenim degil...Üsüyorum, bu üsüme yalnizligimdan geliyor ve sariyor her tarafimi. Tutunabilecegim hiçbir güzellik yok, hatirlamaktan usanmayacagim anilarim disinda. Isinabilmek için onlara sariliyorum. Anlamsiz ve cevapsiz sorular hinzirca siritiyor, ben görmemeye çalisiyorum.
Düsler uzak gibi görünüyordu ama yakindi. Belki de görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç desem kapatacaksin ama kapatma gözlerini..! Biliyorum levrekler derinlerde ve dalgali denizlerde yasar. Levrekler uzak bir düs gibi zor yakalanir. Ama sen becerirsin düsleri yakalamayi, derinlere dalmayi, uzaklara kavusmayi..Sahi, becerebilir misin..?
Kendime bir demet papatya aldim ama bakmadim falima. Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis, kafayi bulunca itiraf etti sonunda. Düsüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam degil. Gelseydin; kendimi unutup sana akacaktim, susturacaktim içindeki isyani, kavgalarin ortasinda bir günes gibi dogup isitacaktim yüregini, sevinçten aglayacaktim bu defa, mutluyken hemen sarhos olusum gibi, dokunacaktim, kusacaktim birikmisligimi, hasretimi ama gelmedin, gelmezdin, gelmeye hiç de niyetin yoktu aslinda. Kendimi kandirdigimi anladigimda, agliyordum...
Eskiden kimi sarkilarin ne kadar anlamli oldugunu düsünürken, simdi ayriligin ardindan çalinan her sarki umutsuzlugumu ve sevgimi anlatiyormus gibi geliyor. Sevdigim ne çok sarki varmis, bunu senin gidisin gösterdi bana. Her sarkida sen varsin, her yerde, her gördügüm insanda, denizde, gecede, uykumda...Nasil beceriyorsun her yerde olabilmeyi. Bu bir marifetse eger, niye benim yanimda degilsin ki...?
Göz yaslarim asilligini yitiriyor ve yenik düsüyorum sevdana. Gittin..belki de hiç gelmemistin, ben geldigini sandim. Ayak uyduramadim yorgunluguna. Dudaklarina, düslerindeki öpüsü konduramadim. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüslerinde simaran, kimi zaman bir kadin dokunuslarinda kendini bulan. Ama en çok da imkansizin oldum, hirçinligin, yirmi yasin, gecikmisligin...Her gelisimde bir kez daha gönderdigin oldum. Inanamadigin, yenemedigin, üzerinden atlayamadigin korkularin oldum. Agladigin, bagirdigin ya da sustugun isyanin oldum. Ask pazarinda harcadigin mevsimler oldum, sessizce bosalan gözyaslarin,birikmisligin oldum. Son ses dinledigin bir sarkinin nakarati oldum, dilinin ucuna gelip de söyleyemedigin kelimeler, ister istemez yasadigin talihsizlikler oldum. Yüregindeki kadin ben olmak isterken, yüregine siginan ve tozlanacak olan bir ani oldum. Hak etmediklerin, artik yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken belki de hiçbir seyin oldum. Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum...? Sesin hep uzaklari çagiriyordu, ben üstüme alindim, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim..? Simdi bir mevsimlik ask kaldi avuçlarimda. Sadece bir mevsim yasanan ama bir ömür gibi gelen ask...Kalbime henüz söylemedim gittigini. Ögrenirse onun da aci çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum.
Gittin...sevdamin öksüzlügüne alisabilirim belki ama sesinin uzak yollarin sonunda olmasi acitiyor içimi. Suskunlugun en büyük silahindi, suskunlugunla vurdun beni. Ben aliskinim kendi yaralarimi kendim sarmaya. Asil aci olan ve kanatan unutulmak aslinda. Söylesene, unutulmak kime yakisiyor..? Unutan sen olsan da, sana bile yakismiyor..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor. Görüyorsun iste, aska ve sana ihanet etmiyorum ben, ki kirginligim aska.Sen üstüne alindin...Bir sonbahar’da, günes hala daha isitirken bedenimi seni çikartti karsima. Sen “bitti” dediginde yagmur yagiyordu, askin cani sıkıldı, seni aldi...

« Son Düzenleme: 28 Ocak 2008, 14:58:01 Gönderen: starking » Logged

Ẵµмєŧ   ™©
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #5 : 14 Ocak 2008, 20:42:06 »

Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi... Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı , kıpkırmızı, kan kırmızısı güller...Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller...Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi, "Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi.Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya başlamıştı. Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse kalbi aynı böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen ikisi de sevgisinden hiç bir şey kaybetmemişti..Onları hiç bir şey ayıramazdı...Ne hasret, ne ayrılık, ne de ölüm...Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç kalmıştı, 1 dakika gece kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için dakikalarca önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Ama sevdiği her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru olurmuş diye düşündü...Ve gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denizlere dikti.. Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza karşı olan aşkı gibi denizinde sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu. Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi aralarında sözleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdiğine açmış, sonrada gidip iki yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hala yaşlı idi. Bir türlü anlamıyordu onları. Her şey bu kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki?
İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak, kucaklaşacaklardı...Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını atacaklardı.Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can atıyordu...Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara... Ne kadar güzel dansediyorlardı havada.Tekrar saatine baktı genç adam. Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hem de çok... Bu kadar geç kalmaması gerekiyordu. İşte her gün burada buluşmak için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine söz vermiyorlar mıydı? O zaman neden gelmemişti yine??...Aklına kötü düşünceler gelmeye başladı. Hayır.. hayır.. olamazdı.Sevdiğine bir şey olamazdı.Onsuz hayat yaşanmazdı ki...O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam. Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını kimsenin görmesini istemiyordu.Zaten nedense etrafındaki insanlar ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan.Artık bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı.7 sene oldu dedi. 7 senedir her gün bu sahildeydi, sevdiğini bekliyordu. Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden 1 damla daha yaş güllerin üzerine damladı...Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı...Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu...Genç adam ayağa kalktı. Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki Kabristan'a doğru yürümeye başladı..
Logged

Ẵµмєŧ   ™©
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #6 : 14 Ocak 2008, 20:42:58 »

Bir kış günü görmüştüm onun o çakır yeşil gözlerini ve ömrümde bir daha görebilirmiyim diye iç geçirmiştim.ben ona baktımm. ama sankii dünya yı o yönetiyormuş gibi bir havası vardı. omzunda çekim yaptığı kamera benim yanımda da o gece benim için çok önemli olan kardeşimin doğum günüydü
ve gülümseyerek merhaba dedi ben o kadar katıydım kii
merhabasını almadım bile
kardeşimin doğum gününü tiyatro çevirerek kutlayacaktık. ben akşamı yöneten kişiydim. tam sahneye çıkıp merhaba diyecekken gözüm takıldı o çakır gözlere gece boyunca beni çekti hareketlerimi çekti
o zamanlar lise okuyordum lise son sınıf öğrencisi olmama rağmen kimseyle çıkmış değildim. çünkü ne aşka nede sevgiye inanıyordum. benim arkamdan tam bir yıl çabaladı onun duygularını anlamam için ama öss ye girince tama kabul ediyorum dedim. içimden nede olsa bu yaz biter ben başka ile giderim oda beni unutur. zaten elde edemediği için peşimde diye düşünmüştüm. sınav günü gireceğim okuldaydı ve sabah senin için dua ettim bu ilde okulu kazanman için
ben sürekli onu yaşadığı ilde bırakıp kaçar oldum o ilden bağlanmaktan ve aşık olmaktan korkuyordum.
ünv.1 sınıf ta ona aşık olduğumu anladım ama arkadaşlarım onun la çıkmamı istemiyordu onun çevreside benim le
gerçekten
her yönden farklı yaşamların insanlarydık.
hastalandım sabaha kadar benimleydi
ben ona bağlanmamak için onu 12 saat mesafede bırakıp başka memlekete yerleştim. arkamdan defalarca geldi ama ben onun sevgisine inanmadım. inandığımda da çok geçti gözlerinden anladım o bensizliği seçmişş benim olmayışımı kabul lenmişti. şunu biliyorum. ben sevmekten kaçtım. ama kalbim kaçamadı sana mutluluklar diliyorum berke
ne olursa olsun unutma
Logged

Ẵµмєŧ   ™©
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #7 : 14 Ocak 2008, 20:44:22 »

Çok zamandır aynı idi değişmezdi gecelerimiz. Son günlerde, o sarsıla, sarsıla ağlardın ben sigâralar içerdim peş peşe ağlardı , fakat bilmezdin göz yaşlarının, tümü kaderin deki yazının kelimesini bırak harfine dahi silmeyeceğimi.



Dedim Ya mükemmel hep aynıydı gecelerimiz. Buğulu camın ardındaki sokak lambasında teselli bulurduk. Sanki kar,yağarken kimilerine göre garip bir alışkanlıktır belki kim bilir mükemmel Bağzanda sobanın üzerinde ki çaydanlığın gizemli cızırtılarını dinlerdik. Hiç konuşmadan mükemmel bir çocuğun annesinden ninni dinlediğimiz gibi.


Ben ona ağlarken katılmazdım. Gerçi niçin ağladığını bilmezdim Çoğu zaman çoğu zaman bahaneler bulurdu kendince; Sudan bahaneler…En ufak bir tartışmada sığınırdı göz yaşlarının ardına . Belki yüreğimin katı olduğunu düşünürdü: neden yalan söyleyip çıkıp ta şimdi yağan karın altında aramak gelmiyor içimden onu
Çünkü giderken açık bıraktığı gönlümdeki kapı hala açık …
Yine soba üzerindeki çaydanlığın cızırtılarını dinliyorum. Pencereden sokak lambasının altındaki yağan kara bakarak bir musiki gibi ama farklı bir şey var.
Ben ağlıyorum………

Ama inkâr edemem. gece gibi karanlık saçlarını ve ay gibi parlak yüzünü özlediğimi. Hoyrat bir rüzgâr esiyor sanki. Yağmur damlaları gibi yuvarlanan göz yaşlarımı üşütüyor; boğazıma bir şeyler düğümleniyor taş gibi. Sonra o taş gibi şeyi yutuyorum. Sanki nefes alsam seni kaybedeceğim açsam gözlerimi hayalin silinecek gözlerimden, bilirsin duygular davetsiz misafir gibidir. Giderken açık bıraktığın gönül kapılarımdan girdiler.
Ve işte açmıyorum gözlerimi.
Logged

Ẵµмєŧ   ™©
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #8 : 14 Ocak 2008, 20:45:10 »

Yine yelkenlerden biri suya gömülür. Gerçek çıplaklığıyla görülür. Meğer bir yelkenin gölgesinde kalan ne denizler varmış, alabildiğine mavi, alabildiğine deniz. Keşfini bekliyorum yüreğimin, açtım gül bahçesini! Bu koca ömürde bir kez yaşanır günü yaşatana teşekkür ediyorum. Telvelerin rengi git gide beyazlaşıyor. Gel aşılmaz denizlerde yüzelim, boğulursak da beraber kurtulursak da. Bir boş ver çek senin ufacık ellerinden küçük dünyaya.
Adrenalinim hızla artıyor, karnım ağrıyor. Benim kalbimin anahtarını almışsın, kalbine koyup bir de üstüne kilit vurmuşsun. Ha beni sevmemişsin ha yüreğime hain hançeri değdirmişsin. Işığını yansıttığın, yeşillerinle dolu dünya beni çağırıyor. Yaklaşıyorum hızlıca, bu zaman hızlı geçsin, geçsin de sen benim hayatımın nadide gülü ol diye dua doluyorum ve saçlarından tek bir tel istiyorum.
Aramızda artık kimse yok, bilseydim bu gizemi taşıdığını kimse olmazdı. Seni görmeyen gözlerimden utanıyorum, mutluluğu yanlış diyarlarda arayan kalbimden soğuyorum. Bir ömür boyu seninle birlikte en çetin kışlarda, kavruk çöl sıcaklarında mutlu mesut yaşamak istiyorum. Kalbine teşekkür ediyorum…

Logged

Ẵµмєŧ   ™©
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #9 : 14 Ocak 2008, 20:46:56 »

Keşke,’ dedi adam. Çıkar çıkmaz ağzından zaman aldı götürdü. ‘Keşke,’ dedi kadın. Çıkar çıkmaz ağzından yere düştü kırıldı.
‘Oysa,’ dedi aşk, ‘Ne kadının sevgisi azaldı zamanla, ne de adamın kırgınlığı tamir götürmezdi.’
Adamla kadın geçip gittiler birbirlerini, konuşmadan. Ne kadın sahiplendi aşkı ne de adam. Bir aşk daha -yarım- sokak ortasında kalakaldı bi başına.


bi adam bi aşk bi kadın
Kar yağıyordu. Çekti ellerini. Paltosunun düğmelerini iliklemeye başladı kadın. Olmaz mıydı, ısınmaz mıydı hava tekrardan, Hep kış mıydı bundan sonrası? Kimse gelip geçmezse nasıl açılırdı kapanan yollar? Hava daha da bozuyordu. Son düğmesini -bahanesini- de ilikledi kadın. Tekrar boşta kaldı elleri. Adam uzattı, kadın tekrar çekti ellerini. Sustu adam. Yürüdü kadın. Bitti -mi?- aşk. Kar yağıyordu, artıyordu kalınlığı yalnızlığın.
bi adam bi aşk bi kadın
‘Sincap,’ dedi adam.
‘Hayır, bisiklet,’ dedi kadın.
‘Mavi kadillak,’ dedi adam.
‘Hayır, timsah,’ dedi kadın.
‘Kuş,’ dedi adam.
‘Hayır, terlik,’ dedi kadın.
‘Seni seviyorum,’ dedi adam.
Sustu kadın.
Terlik miydi parola? Neden şimdi söylüyordu bunu.
‘Bekliyordum,’ dedi adam.
‘Neyi?’ dedi kadın.
‘Herkesin beklediği şu doğru zamanı.’
Durdu bir an sonra tekrar konuşmaya başladı:
‘Dünyanın döndüğünden emin olmak istediğim zamanlarda işi gücü bırakıp gökyüzüne bakarım, bulutlara. Bir sincap geçer önce, belki bir bisiklet. Mavi bir kadillak ardından, belki bir timsah ve sonra bir kuş, kim bilir belki de bir terlik geçer anlarım ki zaman geçer aheste, izlemeden fark edemezsin. Ama dün, doğru zaman için ölçüp biçerken, bir sincabın koştuğunu gördüm üstümden, başımı çevirmemle mavi bir kadillak son sürat düştü sincabın peşine ve ardından sanki biri çıkarıp ayağından hızla fırlattı terliğini. O kadar çabuk o kadar takip edilmez oluyordu ki her şey, korktum.’
Tekrar baktı gökyüzüne adam, ‘Yürek,’ dedi.
‘Hayır, kocaman bir yürek,’ dedi kadın.
Logged

Ẵµмєŧ   ™©
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #10 : 14 Ocak 2008, 20:47:52 »

Günlerce, gecelerce hep onu düşünmüştüm.O ise beni sadece bir iş arkadaşı olarak görüyordu.Hatta bir seferinde,kız arkadaşıyla kavga etmiş ve bana cep telefonunu uzatarak, onu aramamı ve ikna etmemi rica etti. Göz yaşlarımı içime akıtarak, kıza telefon açıp barışması için ikna etmeye çalıştım. Sanki tanrı dualarımı duymuştu. Kız hiçbir şekilde barışmaya yanaşmıyordu.Ben üstüme düşeni fazlasıyla yapmıştım.Aradan birkaç hafta geçmişti.Haldun olanları unutup, eski neşesine kavuşmuştu. Bir akşam saat 22:00 sularında cep telefonuma bir mesaj geldi. Mesajın sahibi Haldun'du. Mesaj şöyleydi; "Yarın bana son kez yardım etmeni istiyorum. Hayatımın aşkını buldum. Ne olur benimle evlenmesi için onu ikna et." Bu mesaj beni beynimden vurmuştu.Gün ışıyana kadar yanağımdan süzülen yaşlar, yastığımda acı ve unutulması mümkün olmayan bir iz bırakmıştı. İşe giderken ayaklarım beni geri geri ¤¤¤ürüyor, yol bitmesin diye sürekli dua ediyordum. Hayatımda ilk ve son kez aşık olmuştum ve bu aşkı ben kendi ellerimle yok edecektim. Mesaime yarım saat geç gittim. İçeri girer girmez Haldun, bu günün hayatındaki en mutlu gün olduğunu ispatlar gibi neşeli ve bir çocuk gibi heyecanlı yanıma geldi. Ben ise yenilgiyi çoktan kabullenmiştim. Ama sevdiğimin mutluluğu beni teselli ediyordu. Haldun, "iyi günler" dedikten sonra hemen konuya girdi; "Yeşim, senin hakkını nasıl ödeyeceğim bilmiyorum. Ama inan çok yüce bir olaya vesile oluyorsun." Elindeki telefon numarasını bana uzattı. Bu numarayı arayıp, karşı tarafa; "Haldun seni hayatını paylaşacak kadar çok seviyor. Lütfen onu kırma ve evlilik teklifini kabul et. İnan seni şimdiye kadar kimseyi sevmediği kadar çok seviyor" dememi istedi. Sonra da masama; "Bu emeğinin karşılığı değil ama" diyerek küçük bir hediye paketi bıraktı. Masamdaki iş telefonunu alıp elimdeki telefon numarasını çevirmeye başladığımda, Haldun parmaklarımdaki titremeyi görecek diye çok endişelendim. Telefon çalmaya başlamıştı. Birden masamdaki kutudan love story müziğini duydum. Telefon halen kulağımdaydı. Bir yandan da kutuyu açmaya çalışıyordum. Kutuyu açtığımda bir cep telefonu gördüm. Telefonu aldım ve açtım. Haldun bir hamle ile masamdaki iş telefonunu kulağımdan aldı. Ben ise gayri ihtiyari cep telefonunu kulağıma ¤¤¤ürmüştüm. Haldun, şimdiye kadar duymayı her şeyden çok istediğim, bir kerecik duyduğumda ölmeyi bile kabul edeceğim o cümleleri söylemeye başladı. Ben ise göz yaşlarımı tutamadım ve boynuna sarıldım.
Logged

Ẵµмєŧ   ™©
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #11 : 14 Ocak 2008, 20:48:47 »

Bize sevmesini öğretmediler sevgili,bize hep sevgiyi saklamasını öğrettiler Hep bekletmeyi..hep ertelemeyi...bu yüzden biz kiminle birlikteysek bir diğerini ama hep uzakta olanı özledik,hiç dinmedi doyumsuzluğumuz,biz hep uzaktakini sevdik sevgili...yanımızdakini değil,odamızın duvarının arkasındakini değil,birşeyler paylaştığımızı değil,uzaklardakini ulaşamadığımız kadar uzaklardakini sevdik... Yanımızdakileri kırıp geçirdik incitip üzdük de, hep ulaşamadıklarımıza sakladık söyleyemediğimiz o güzel sözleri... Özlediğimiz sevgiden delice korktuk biz sevgili. Sevmek bizim için sınırlarımızdan hiç çıkmamaktı. Kendi sınırlarımızda sevmek hep kapana kısılmaktı.Bu korku yüzünden hep karşımızdaki insanların sevgisini eksik bulduk,küçümsedik onların sevgisini,yeni heyecanlar arama isteği vardı.Bir kişide takılı kalmak ne kadar basit diyorduk. Gözümüz hep uçan kuşlardaydı Yüksek dağların en tepesinden bakıyorduk insanlara biz. Sorun bizdeydi sevgili. Sevgiye inançsız olan bizdik...Bir insan bizi sevmeye başladığında yenildiğinde sevgimize;ondan uzaklaşır, nasıl da tiksinirdik sevgilerinden biz. Ama bizden biraz uzaklaşmaya görsünler onları yana yakıla nasıl da arardık. Çünkü biz sevilmeye alışmıştık, hatırlasana nasıl da ihtiyaç duyardık seslerine, kokularına. Kaybolmuştuk dağıttığımız sevgilerde. Kim bizi seviyordu, biz kimi seviyorduk. Sınırlar erir, karışırdı herşey. Öksüz sahipsiz bir sevgimiz vardı ama onu kime vereceğimizi şaşırdık. İnanırlardı bize,inanırlardı o öksüz, sahipsiz, başıboş sevgimize. Çünkü çevremizdeki herkes o kadar hasretti ki sevgiye.. Çünkü onlar da bizim gibi sınırlar içinde büyümüşlerdi. açılamıyorlardı kendilerini tanıyamadan çıkamazlardı, sınırdan izinsiz çıkış yoktu bize sevgiye geçit yoktu.Kaç zamandır kendimizi kandırdık sevgili. Kimi sevenler şarkılarda yaşatır sevdiğini,kimi eski cüzdanındaki eski, soluk bir resimde, kimi ise hayallerle süslediği sınırlı dünyasında anlatacak çok şeyleri yoktur.Çok olan sadece çektikleri acılardır sınırlı dünyalarında. Bunu bilirler sevgili,ama kıramazlar zincirleri. Aşkı,sevmeyi,sevilmeyi kendimizi adamayı o kadar çok özlemişken,aynı zamanda ikiyüzlülükte içimize işlemişti.Kendimden biliyorum,gözümüzde hayatımızın zerre kadar önemi yoktu.Gerektiğinde hayatımızı hiçe sayacak kadar kahraman ama bir o kadar da yalancı ve riyakardık sevgili. Patlayıcı bir madde gibi taşırdık sevgileri.Kaygı dolu,ürküntü dolu bir sır gibi taşırdık sevgileri.Okuduğumuz yoksulluk romanlarında,gözyaşlarıyla seyrettiğimiz filmlerde anlatılan kahramanların hayatlarından daha berbattı hayatımız aslında.Ama kendimize duymadığımız şefkati onlara duyardık.. Birbirimize ne kadar ne kadar üzüldüğümüzü gösteremediğimizden, birbirimizin derdine yeterince eğilemediğimiz için bu filmlerdeki kahramanların hayatlarına ağlardık doyasıya...Aslında birbirimizi çok sevmek istiyorduk,ama nedense çok utanıyorduk bundan ve hep erteliyorduk. Yürürken sokakta karanlıklar eşlik ederdi yalnızlığımıza Sokağın sonunda o gökyüzünün yalancılığı bizi de vururdu kaybolan o sahipsiz aşklarıda... Biliyormusun bugüne kadar hep seviyormuşum gibi yaptım ben.Aslında onları tanımıyordum ben,ama yinede ihtiyacım vardı sevgilerine . Bağışlasınlar beni ve unutmasınlar, onlar adına onlardan daha çok acı çektim ben... Bir tek seni tanıyorum aslında ben... Bir tek seni... Dinliyorum anlat hadi... Demek sonsuza dek kaçıyormuş insan kendisinden..
Logged

Ẵµмєŧ   ™©
beyoğlu_22
Üs Uzmanı
***

Teşekkür: 62
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 365


merhaba arkadaşlar

cmldrm@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #12 : 16 Ocak 2008, 21:32:00 »

Buz gibi bir günde hızlı hızlı yürürken, birden ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm..
Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele acele açtım..
Üç dolar çıktı.. Bir de buruşmuş, sararmış, eskimiş mektup..
Belliği yıllardır, o cüzdanın içinde duruyordu. Zarf öylesine harap olmuştu ki.Sadece tepedeki "İade" adresi okunabiliyordu. Mektuba bir göz attım. Bir ipucu bulma ümidi ile.. Birden tarihi gördüm.. 1924.. Mektup nerdeyse 60 yıl önce yazılmış. El yazısı belli, bir kadına ait.. Sol köşeye bir çiçek resmi çizilmiş.
"Sevgili Michael" diye bağlıyor mektup.. ve "Annesi yasakladığı için onu bir daha göremeyeceğini" anlatarak devam ediyor..
"Ama sakin unutma, seni daima seveceğim" diye bitiyor..
İmza.. Hannah!..
İçimden bir ses "Bul" dedi bana.. "Mektubun sahibini bul.."
Milyonla Michael var. Hangi birini bulacaksın ki.. Ama tepedeki "İade" adresi ipucu olabilir. Telefon İstihbaratı aradım. Anlattım..
"Bu adrese bağlı bir telefon varsa, bana verebilir misiniz" diye.. Sustu..
Gidip müdürüne sordu..
"Var ama, size vermem yasak.. Ama sizin adınıza bu numarayı arar, sorarım. İsterlerse size bağlarım.. Lütfen bekleyin.."
Bekledim.. İki üç dakika sonra kızın sesi geldi..
"Bağlıyorum efendim.."
Karşıdaki hanıma "Hannah diye birini tanıyor musunuz ? " diye sordum.
"Bu evi, 30 yıl evvel, Hannah diye kızları olan bir aileden aldık" dedi.
"Peki yeni adreslerini biliyor musunuz?.."
"Hannah annesini bir huzurevine yatıracaktı. Oradan takip ederseniz,belki adres bulursunuz.."
Ve huzurevinin adını verdiler.. Hemen aradım.. Yaşlı anne yıllar önce ölmüş.. Ama kızına ait eski bir telefon numarası var. Belki oradan bilirlermiş..
"Bunların hepsi aptalca aslında" dedim kendi kendime.. İçinde sadece 3 dolar ve 60 yıl önce yazılmış bir mektup bulunan cüzdanın sahibini aramak için bunca zahmete ne gerek var ki.. Aradım numarayı..
Bir kadın "Şimdi Hannah'nın kendisi bir huzurevinde" dedi ve numarayı verdi. Hemen orayı çevirdim..
Bingo..
Ses "Evet, Hannah burda yaşıyor" dedi..
Gecenin saat onu, ama hemen yola çıktım, Hannah'yı görmek için..
Devasa bir binanın üçüncü katında şirin bir oda.. Gümüş saçlı, sıcak tebessümlü bir yaşlı kadın.. Gözlerinin içi ışıl ışıl ama..
Anlattım olanları.. Cüzdanı ve mektubu gösterip.. Derin bir iç çekti mektuba bakarken ve
"Genç adam" dedi, "Bu mektup, Michael ile son kontağımdı.. Onu öyle seviyorum ki.. Sean Connery gibi yakışıklıydı.. Hani su meşhur aktör.. Ama ben 16 yaşındaydım.. Çok küçüğüm diye annem kesinlikle izin vermedi.."
Derin bir nefes daha..
"Michael Goldstein harika bir insandı. Eğer bulabilirseniz ona söyleyin lütfen.. Onu hep düşündüm.. Hep.."
Bir ufak sessizlik.. Bir derin nefes daha..
"Ve onu hep sevdim.."
İki damla yaş damladı elindeki mektuba, ıslanan gözlerden..
"..Ve hiç evlenmedim.. Michael gibi birisini bulamadım ki.."
Hannah'ya teşekkür edip odadan çıktım. Binadan çıkarken danışmada beni karşılayan kız
"Hannah Hanım yardımcı olabildi mi size?" dedi..
"Hiç değilse bunun sahibinin soyadını öğrendim" dedim..
Cüzdanı elimde sallayarak.. O sırada yanımda dikilip duran hademe bağırdı..
"Hey baksana.. Bu Bay Michael'in cüzdanı.. Üzerindeki bu kırmızı şeritten onu nerde görsem tanırım.. Cüzdanını hep kaybederdi zaten.. Üç kere ben buldum, koridorlarda.."
Michael sekizinci katta yaşıyordu.. Ok gibi fırladım tekrar asansöre.. Michael yatmamıştı.. Okuma odasında kitap okuyordu.. Hemşire beni ve elimdeki cüzdanı gösterdi.. Michael elini arka cebine attı, hızla.. Sonra sevinçle
"Evet bu benim cüzdanım" dedi..
"Öğleden sonraki yürüyüş sırasında kaybetmiş olmalıyım.. Size teşekkür borçluyum.."
"Hiçbirsey borçlu değilsiniz" dedim..
"Ama özür dilerim.. İpucu bulmak için açtım ve içindeki mektubu okudum.."
"Mektubu mu okudun?.."
"Sadece okumakla kalmadım.. Hannah'yı da buldum.."
"Buldun mu?.. Nerde?.. İyi mi?.. Hala eskisi gibi güzel mi.. Söyle, lütfen söyle.."
"Çok iyi.. Hem de harika" dedim, yavaşça..
"Bana onun telefon numarasını ver. Yarın onu hemen arayacağım.."
Elime sımsıkı sarıldı..
"O benim tek aşkımdı.. Onu öyle sevdim ki, asla evlenmedim.. Çünkü bu mektup geldiğinde hayatım, anlamsal olarak bitmişti."
"Bay Goldstein" dedim.. "Gelin benimle.."
Asansörle üçüncü kata indik.. Odanın kapısı açıktı. Hannah sırtı kapıya dönük televizyon izliyordu..
Hemşire ona yaklaştı, omzuna dokundu..
"Hannah" dedi.. "Bu bayı tanıyor musun?.."
Gözlüklerini ayarladı bir an baktı, tek kelime etmeden..
"Michael" dedi, Michael, kapıda, kısık sesle..
"Hannah.. Ben Michael.. Beni tanıdın mı?.."
"Michael" diye yutkundu Hannah.. "İnanmıyorum.. Bu sensin.. Benim Michael'ım.."
Michael Hannah'ya doğru yürüdü yavaşça.. Sarıldılar. Hemşire hıçkırıklar içinde koridora attı kendini..
"İşte tanrının sevgisi de bu" dedim..
"Olacaksa.. Olur.."
Üç hafta sonra beni huzurevinden aradılar. Pazar günü bir nikah vardı..
Gelebilir miydim?..
Harika bir nikah töreni idi. Hannah ve Michael beni nikah şahidi yaptılar üstelik.
Hannah açık bej elbisesi içinde çok güzeldi.. Michael de lacivert takımı içinde hala çok yakışıklı..
Huzurevi onlara, bir minik daire tahsis etti..
Eğer 76 yaşında bir gelinle 79 yaşındaki bir damadı, 16 yaşında bir kız, 19 yaşında bir delikanlı havasında görmek isterseniz, orayı ziyaret etmeniz gerek..
Nerdeyse 60 yıl süren bir aşk hikayesi için, ne güzel bir son değil mi?...

« Son Düzenleme: 19 Ocak 2008, 09:36:29 Gönderen: starking » Logged
ХЭСНА
Super Moderator
Üs Bilgini
*****

Teşekkür: 88
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 973



« Yanıtla #13 : 23 Ocak 2008, 12:09:41 »


Aşk Nedir?



Aşk cesaret ister,kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı islenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır.Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz Niçin aşk? Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar,güzellikler? Tek başına aşkı tanımlamak her şeyden soyutlamak mümkün mü? Hayır ! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı.Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı.
Nedir su aşk...?
Aşk hayatin bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz.
Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adi kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, "Aşık oldum" dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir.
Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik,aşkın sırrını da çözerdik herhalde. Ama o zaman da aşkın insani alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Aşk hayata karşı islenen en güzel ve en doğru suç ortaklığıdır, aşk hayatin bütün tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yaşanılan aşkı suçlamak ,yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmese de, acı çekeceğini hissetse de, yarin terkedileceğini bilse de, ailesini karsısına alacağını bilse de taviz vermemeli aşkından, "Seni Seviyorum" diyebilmeli göğsünü gere gere. Aşk iste o zaman aşktır. Ve bunun doğrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın kendisi doğrudur. Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insani. Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya
çalışmanız,bagliliktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umurunda değildir. İste aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yürekliliğidir, belki de yeni hayata  geçebilme yolu...
Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya başlaması o kadar da zor değildir...Asktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savun aşkını. Biliyor musunuz , hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteliğin içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK.!!. Lütfen ona haksizlik etmeyin ..
Aşkına sana aşık olana sahip çık ve onu kaybetme
'' SENİ SEVİYORUM '' Demek İçin Geç Kalmayın ; Sevgiyle Kalın ...

Logged
@hwé+
Üs Bilgini
****

Teşekkür: 81
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 555


aydinahmet18@hotmail.com
WWW E-Posta
« Yanıtla #14 : 03 Şubat 2008, 20:26:40 »

Bu Gönlüm Düşmüş Bir Bataklığa,
Ne Kadar Çabalasam da Boş,
Battıkça Batıyor Gittikçe,
Bu bataklıkta Ölüp Gidiyorum...

Ne Hissettiğimi Bilmiyorum Artık,
Bu Yürek Sevgiye Hasret, Sevgiye Aç...
Kim Sevdi Seni Benim Kadar,
Kim? Söyle, Buldun Mu Benim Gibisini?

Arkamı Dönüp Gitmek İstedim,
Ama Beceremedim, Yapamadım...
Dört Duvar Arası Bana Mesken,
Bırakıp Gidesim Var Bu Diyarı...

Kalabalık Her Yer Ben Yalnız,
Bunalıma Soktu Beni Geçen Her Gün...
Bu Beden Vurgun Vede Yorgun,
Hayatın Anlamı Bu Mu?

Birini Tanıdım Ama Çok Vefasız,
Gözlerim Dolu, Yaşlar İçinde...
Bu Yürek Sevgiye Muhtaç, Sevgiye Aç,
Kim Sevdi Seni Benim Kadar?...
Logged

Ẵµмєŧ   ™©
Sayfa: [1] 2 3 ... 9
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!